Embed

Kuş kanadına değen zaman

 

Kuş kanadına  değen zamandı

 

 

“Yel geçiyor taşın içinden”

Diyor Melih Cevdet Anday

“Ağacın içinden geçiyor yaprak”

Demişti Rene Char

 

Öldü ikisi de

Rüzgârla konuştum geyiği

Geçerken mavi ormanın içinden

Yaz öğle uykusundaydı

Güneş kuş kanadında

 

 

Olabilir mi

 

 

Olabilir mi yağmur bolluğu

Eskiden bir andır bu

Güneşe çıkarak yaşadığım

 

Ayaklarıma dolanıyor sokağın ıssızlığı

Yalnız bir kedi yağmur sonrası

Anımsamak gibidir eskiyi

 

Kokusu dağılan bir çiçek

Öylece duruyor eşikte

Kaybolmuş çocukluğun anısı

 

Bir kuşun bakışı geçiyor sokaktan

Yıkanmış sesi düş olabilir mi

 

 

 

 

Sonbahar güzeldir

 

 

            Sonbahar geldi mi, sokaktan kırlangıçlar çekildi mi, deniz sokulur ev içlerine. Önce balıklar girer. Palamut istavrit hamsi ve ötekiler. Sonbahar sararıp sarkar duvarlardan. Kırlangıçlar nereye uçarlar? Divanelik işte sabah esintisi. Yüreğime çentikler açar. Sonra kırlangıç uçuşlu yağmur yağar, deniz kenarına gider, gür örtülü bir ağacın altına sığınırım. Düşlerle aydınlanır gün, açılır bulutlar, deniz, yağmur, rüzgâr karıştırır düşüncelerimi, varlığımı hissederim çığlık çığlığa uçan bir kuşla. Yaralı bir balığın suda çırpınışı olurum.

Güzeldir sonbahar – som acıya gönderse de ruhumu.

 

 

Gün

 

 

            Akşamla konuştum, gece mavidir dedi. Sular hep tersine tersine akar, yıldızlar çobanın değneğidir, deniz aklın şölen yapılan sularıdır, yan giden balıktır bulutları tanımaz, şimşeği bilmez. Unutmuş olmalıyım, akşam çok şey söyledi yaban bir sesle. Dehşete kapıldım, sonra sabahçıl bir kuşla konuştum, bir kaplumbağa gibi kabuğuma çekildim. Duyduğum soluk aldığımdı, silkinip giden bir köpeğe baktım. Taş ustaları taşı yontup biçim veriyordu deniz kıyısında. Yontular koydular sahildeki parka, sinemalar açıldı gökyüzüne kuş ve ejder bakışlı. Bir gün daha böyle bitti taşın madenin eşgüdümünde.

 

 

AHMET ADA

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !